Navigasyonu görüntüle İçeriği görüntüle

Sürdürülebilir Bir Geleceğin Anahtarı: Net Sıfır Hedefi

​​Bilimsel araştırmalar sonucu elde edilen veriler iklim değişikliğinin gerçek ve acil bir sorun olduğunu gösteriyor. Bugün küresel ortalama sıcaklıklar sanayi öncesi döneme göre 1,2°C daha yüksek. Gezegenimiz milyonlarca yıllık tarihinde pek çok kez iklim değişikliği yaşamış. Ancak bugün yaşadığımız sorunu “iklim krizi” olarak tanımlamamıza neden olan önemli bir fark var. Günümüzde iklim değişikliği, doğal nedenlerle değil tamamen insan kaynaklı olarak gerçekleşiyor. Nüfusumuz sürekli artıyor, ormanlarımızı tarım alanları, hayvancılık ve şehirleşme uğruna kaybediyoruz. Özellikle sanayi devriminden bu yana giderek artan oranda fosil ve biyokütle yakıt tüketiyoruz. Fosil yakıtlar Dünya’yı saran, güneşin ısısını hapseden ve sıcaklıkları yükselten bir battaniye gibi davranan sera gazı emisyonları üretiyor. Aynı hızda sera gazı üretmeye devam edersek yüzyılın sonuna kadar dünyamız yaklaşık 2,7°C daha sıcak olacak. Böyle bir tablo, bugün yaşadığımız iklim kaynaklı sorunların çok daha ötesine geçeceğimiz anlamına geliyor.

Bilim insanları küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlamamızın hâlâ mümkün olduğunu düşünüyor. Ancak en kötü iklim etkilerinden kaçınmak için 2030 yılına kadar küresel sera gazı emisyonlarını neredeyse yarı yarıya düşürmemiz ve sonrasında net sıfır emisyona ulaşmamız gerekiyor. Tam da bu nedenle, gelecek nesillere yaşayabilecekleri bir dünya bırakmak için giderek artan sayıda hükümet, yerel yönetim ve kurum kendi yetki alanları içinde net sıfır emisyona ulaşma taahhüdünde bulunuyor.

Bu yazıda dünyamızın geleceği için büyük önem taşıyan “net sıfır” kavramına daha yakından bakarak; net sıfır emisyon hedefinin öneminden ve neler yapmamız gerektiğinden bahsedeceğiz.

Net Sıfır Emisyon Ne Anlama Geliyor?

“Net sıfır emisyon” veya yaygın kullanımıyla "net sıfır", insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonu miktarının atmosferden temizlediğimiz sera gazı emisyonu miktarına eşit olması anlamına geliyor. Net sıfır hedefini ise küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırmak için Paris Anlaşması ile belirlenmiş olan bir eylem planı olarak tanımlayabiliriz. Bu hedefe ulaşmak için sera gazı salımını 2030’a kadar yüzde 45 azaltmamız, 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmamız gerekiyor.

Net sıfır hedefine ulaşmak için öncelikle fosil yakıtlardan kaynaklanan insan kaynaklı sera gazı emisyonlarını mümkün olduğunca sıfıra yakın bir şekilde azaltmamız, aynı zamanda dengeyi korumak için karbon yutaklarını korumamız ve artırmamız büyük önem taşıyor. İklim değişikliği ile mücadelede kritik bir öneme sahip olan karbon yutakları, yani ormanlar, toprak örtüsü ve okyanuslar gibi doğal sistemler, atmosferdeki karbon emisyonlarının dengelenmesini sağlıyor. Bu nedenle korunmaları ve restore edilmeleri gerekiyor.

net-sifir-emisyon-ne-anlama-geliyor 

Net Sıfır Neden Bu Kadar Önemli?

Net sıfır hedefi; doğrudan insan ve çevre sağlığını etkilemesi açısından büyük önem taşıyor. Atmosfere saldığımız sera gazları sınır tanımıyor, tüm dünyaya eşit oranda yayılıyor ve hepimizi etkiliyor. Küresel sıcaklıklardaki küçük bir değişim bile yıkıcı etkilere neden olduğu için ülkelerin, kurumların ve bireylerin sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda harekete geçmesi gerekiyor.

Bugün 190 ülke ve Avrupa Birliği tarafından onaylanmış olan Paris Anlaşması da bu yolda atılmış en önemli adımlardan birisi olarak kabul ediliyor. 2015 yılında imzalanan ve 2016 yılında yürürlüğe giren Paris İklim Anlaşması, iklim değişikliğinin risklerini ve etkilerini azaltmak için sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlamayı hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak için emisyonların mümkün olan en kısa sürede azaltılması ve içinde bulunduğumuz yüzyılın ikinci yarısına kadar salınan ve tutulan sera gazlarının dengelenmesi gerekiyor. Çözüme atıfta bulunan küresel bir hedefin varlığı dünya üzerindeki tüm toplumları yakından ilgilendiriyor.

Net Sıfır Hedefi Küresel Isınmanın Durdurulmasına Nasıl Yardımcı Olacak?

Net sıfır emisyona ulaşmak, küresel ısınmayla mücadelede büyük önem taşıyor, ancak rolünü ve sınırlamalarını da doğru kavramamız gerekiyor. Bu hedefe ulaşmak için fosil yakıtlar yerine güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapmalı, enerji verimliliğini artırmalı ve üretimden tüketime kadar yaşamımızın her alanında sürdürülebilir uygulamaları benimsemeliyiz. Bunların yanı sıra zarar görmüş olan ekosistemleri onarmalı ve endüstriyel tarım ve hayvancılığın zararlı etkilerini en aza indirecek çözümler geliştirmeliyiz. Bu nedenle tüm sektörlerde hızlı ve büyük ölçekli dönüşümlere ihtiyacımız var.

Gerçekçi olmamız gerekirse net sıfır hedefine ulaşmak küresel ısınmayı anında durdurmayacak ancak süreci önemli ölçüde yavaşlatacak, daha fazla ısınmayı önleyecek. Bize uyum kazanmamız ve daha fazla çözüm geliştirmemiz için zaman kazandıracak.

Küresel ısınmayı 1.5°C ile sınırlamayı başarabilirsek aşırı hava olayları, yükselen deniz seviyeleri ve ekosistem bozulmaları gibi iklim değişikliğinin en yıkıcı etkilerinin önüne geçmemiz mümkün olacak.

Dünyanın Net Sıfır Emisyon Hedefine Ne Zaman Ulaşması Gerekiyor?

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneline (IPCC) göre, küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerinde sınırlamak ve iklim değişikliğinin en ciddi sonuçlarından kaçınmak için 2050’ye kadar net sıfıra ulaşmak gerekiyor. Her gecikme gelecekteki etkilerin şiddetini ve bunları hafifletmenin zorluğunu artırıyor. Ancak net sıfır hedefine ulaşmak için küresel ölçekte atılması gereken adımlar teknoloji, altyapı ve ekonomik değişimler açısından kayda değer zorlukları da bünyesinde barındırıyor.

Tüm ülkelerin küresel çabaya katkıda bulunması gerekiyor ancak tarihsel olarak emisyonların çoğundan sorumlu olan gelişmiş ülkelerin, 2050 veya daha erken bir tarihe kadar agresif önlemler alarak öncülük etmeleri gerekiyor. Bu nedenle, 2050 yılı bilimsel önerilere dayalı olarak net sıfır için uluslararası kabul görmüş hedef yıl olmaya devam ederken her ülke kendi kalkınma ihtiyaçları ve kapasiteleri doğrultusunda net sıfır hedefine ulaşma tarihi belirliyor

Örneğin Avrupa Birliği 2050 yılına kadar iklim nötr olmayı hedefliyor. Bu hedef tüm üye devletlerin katkıda bulunmasını zorunlu tutan Avrupa İklim Yasası aracılığıyla güvence altına alınmış durumda. Ancak üye devletler bireysel olarak farklı zaman çizelgelerine ve stratejilerine sahip.

Kanada da 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyor. Ayrıca 2030 yılına kadar emisyonların 2005 seviyelerinin yüzde 40-45 altında olacak şekilde azaltılmasına yönelik geçici bir hedefi de bulunuyor.

İngiltere 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı hedefine ulaşma yolunda ilerlerken 2035 yılına kadar emisyonlarda 1990 seviyelerine kıyasla yüzde 78'lik bir azalmaya yönelik hedefini gerçekleştirmeye çalışıyor.

Net Sıfır Emisyona Ulaşmak İçin Bugüne Kadar Neler Yapıldı?

Net sıfır emisyona ulaşma hedefinin karmaşık ve süreklilik gerektiren bir çaba olduğunu söyleyebiliriz. Dünyamızın net sıfır yolculuğunun kilometre taşlarına göz atmak kat ettiğimiz yolu görmemiz açısından faydalı olabilir:

  • 2005 yılında gelişmiş ülkeleri emisyon azaltım hedeflerine bağlayan ilk uluslararası anlaşma olan Kyoto Protokolü yürürlüğe girdi.
  • Aynı yıl Avrupa Birliği'nin sera gazı emisyonlarını azaltma ve iklim değişikliği ile mücadelede en önemli stratejilerinden birisi olan Emisyon Ticaret Sisteminin ilk adımları atıldı.
  • 2010 yılında UNFCCC (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sözleşmesi) kapsamında, gelişmekte olan ülkeleri iklim eylemlerinde desteklemek için Yeşil İklim Fonu kuruldu.
  • 2015 yılında onaylanan Paris Anlaşması, sıcaklık artışının sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerinde sınırlanması ve 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşılması yönünde küresel bir hedef belirledi.
  • 2016 yılında Montreal Protokolünde yapılan Kigali Değişikliği ile güçlü sera gazları olan hidroflorokarbonların (HFC'ler) üretimi ve tüketiminin aşamalı olarak sonlandırılması kararı alındı. Türkiye de dahil olmak üzere tüm taraf ülkeler 2045 yılına kadar HFC’lerin üretimini ve tüketimini yüzde 80’den fazla azaltmayı taahhüt etti.
  • Avrupa Birliği, 2019’da imzalanan Avrupa Yeşil Mutabakatı ile net sıfır hedefine ulaşmak, iklim değişikliği ve çevresel bozulma ile mücadele etmek amacıyla ortaya koyduğu stratejileri uygulamaya başladı.
  • Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) 2022’de yayınladığı raporla net sıfır enerji sistemine geçiş için kapsamlı bir yol haritası oluşturdu.

Peki bu inisiyatifler, stratejiler ve yol haritaları hayatımızı nasıl değiştiriyor?

  • Öncelikle fosil yakıt kullanımını azaltmak için yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımlar artıyor. Örneğin Avrupa’nın en yüksek enerji tüketimine sahip ülkesi Almanya’da 2023 yılında yenilenebilir enerjinin payı yüzde 55’e ulaştı.
  • Batarya enerji depolama sistemleri, temiz hidrojen, doğrudan hava yakalama (Direct Air Caption) gibi alanlardaki yenilikler emisyonların azaltılmasına yönelik yeni ve iyileştirilmiş çözümler yaratıyor.
  • Karbon fiyatlandırma mekanizmaları, emisyon yoğun sektörlere ilişkin düzenlemeler ve temiz teknolojilere verilen destekler sistemsel değişimlerin önünü açıyor.
  • İklim değişikliği konusunda artan kamuoyu farkındalığı ve endişe, daha cesur eylemlere yol açıyor, şirketlerin ve hükümetlerin kararlarını etkiliyor.

Siz de daha sürdürülebilir bir dünya için neler yapabileceğinizi öğrenmek istiyorsanız bu konu hakkındaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Türkiye ve Net Sıfır Hedefi

Ülkemizin iklim krizi ile mücadele yolculuğu 2004 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne, 2009 yılında ise Kyoto Protokolü’ne taraf olması ile başladı. 2021 yılında Paris Anlaşmasının onaylanmasının ardından ülkemiz de 2053 yılı için net sıfır hedefini açıkladı. Hemen ardından T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye tarafından Ulusal Katkı Beyanının Güncellenmesi, Uzun Dönemli İklim Değişikliği Stratejisi ve Eylem Planı hazırlıkları başlatıldı.

Paris Anlaşması taraf ülkelerin belirli aralıklarla ulusal katkı beyanlarını açıklamasını gerektiriyor. Türkiye 2022 yılının Kasım ayında gerçekleştirilen 26. Taraflar Konferansında daha önce yüzde 21 olarak açıkladığı sera gazı azaltım hedefini güncelledi ve sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar yüzde 41 oranında azaltmayı hedeflediğini açıkladı.
Bu hedefe ulaşabilmek için fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçiş yapmamız, ulaşım, sanayi, inşaat ve tarım sektörlerinde karbon salımını azaltmamız; karbon tutma ve depolama sistemleri kurmamız gerekiyor. Ayrıca ormanlık alanların artırılması, tarım ve toprak yönetiminin iyileştirilmesi de net sıfır hedefine ulaşmamız için büyük önem taşıyor.

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. İşbu blog sayfası aracılığı ile sunulan tavsiyelere dayanarak alınan/alınacak yatırım kararlarının ve yapılan/yapılacak alım satım vb. işlemlerinden ve bu işlemlerin olası neticelerinden Türkiye Finans Katılım Bankası AŞ herhangi bir surette sorumlu değildir.


En Çok Okunan Bloglar